MERHABA BEN TÜRKAN KOCAM İŞ İCABI IRAKTA UZUN ZAMANDIR SİKİŞMEDİM YANIYORUM ATEŞİMİ SÖNDÜRÜCEK BEYLER ARASIN!
NUMARAM: 0035 351 57 32

Erkekler tuvaletimde kendimi siktirmeye başladım

10 Haziran 2015

üniversite de ilk seks deneyimimi anlatacağım sevgilim yolds.com vardı selin aslında aşk dı bizimki bir gün üni de mervidenleri çıkarken selin bana sevişelim deyince kan atışlarım hızlanmış deli gibi onu arzuluyordum hemen istiyorum seni deyincede üni de yer arıyordum aklıma tuvaletler geldi dedim burası olurmu olur dedi girdik kabinin birine beni deli gibi yalıyordu bende memelerinin uclarını ısırdım sonra duvara yaslayıp tuvalette ateşli çiftler gibi sikiştik

Bir yarım saat geçmeden Selin ve bir arkadaşı da yanımıza geldi. Birkaç dakika sonra Selin bana dolaplara gidip notları bırakacağını benim de onunla gelip gelemeyeceğimi sordu. Ben de kendi kitaplarımı bırakırım diyerek beraber kantinden çıkıp el ele temel bilim binasına yürürken, yüzünü bana çevirmeden alçak sesle ‘ Sevişelim…’ dedi. Tabii o ana dek aklımda olmasa da, bir anda tüm bedenimin titremesi ile arzu damarlarımı doldurdu. Tek bir sözcükle onunla hemen orada bile sevişme fikri gözümün önünden ayrılmaz oldu: —Bize gidebiliriz istersen? —Hayır, hemen istiyorum, okulda bir yerlerde hem de, lütfen! Henüz om dokuz yaşında olan benim için bu uyanıkken görülen bir rüya gibiydi. Heyecanı ve korkuyu beraber hissetmeye başlamıştım bile. Avluyu geçip dolapların olduğu temel bilim binasına girince önce içgüdüsel olarak daha tenha olan alt katlara yöneldik ikimiz de. Sanırı o an ikimizin de aklından ders zamanları çok kullanılmayan öğrenci tuvaletleri geçiyordu. Ben olabildiğince doğal görünüp dikkat çekmemeye çalışırken koridorun sonundan döndüğümüz anda Selin hiç beklemediğim bir hareket yapıp elini önüme götürdü ve aletimi avuçlayıverdi. Pantolonumun üzerinden taşaklarımı okşuyor, yumuşak nazik hareketlerle sıkıyordu arada. İyice şaşırmıştım. Koridor bomboştu aslında. Elini aletimden çekmeden: —Daha rahat bir yer bulalım, lütfen… Deyince eli hala önümde birkaç adım attık ve erkekler tuvaletinin önüne geldiğimizde: —Ne dersin? Diye sormamla beraber: —Evet, ama önce sen bir gir bakalım, eğer kimse yoksa beni çağırırsın.

Dedi ve ben hemen içeri girdim. İçerde gerçekten kimse yoktu ve Selin’i elinden tutarak cama en yakın kabine sürükledim. Kapıyı arkamızdan kapatınca ikimiz de kalp atışlarımızı duyabiliyorduk adeta. Ben hemen dudaklarına yapışıp doyasıya öpmek isterken, Selin beni durdurdu ve ellerimi iki yanıma doğru uzattı ve hemen pantolonumu çözdü kendi elleri ile. Sonra durup gömleğinin düğmelerini açmaya başladı. Gözlerimin içine bakarak düğmeleri açtı. Bir elimi alıp yuvarlak ateş gibi göğsünün üstüne koydu ve ben daha sutyenini indirmeden üzerinden okşamaya başladım. O da diğer eli ile şortumu da indirip zaten dakikalardır uyanmış nabız gibi atan aleti sıvazlamaya başladı. Ben artık iyice hareketlenmiş, heyecandan uçları fıstık kadar olmuş göğüslerini yoğuruyordum adeta. Selin başını arkaya atmış: —Immm! Aşkım, ellerin çok sıcak. Hadi sev onları, öp okşa hadi! Diye inliyordu.

Bulunduğumuz ortam, yaşadığımız heyecan her şeyi birkaç kat daha tutkulu hale getiriyordu. Başımı memelerinin arasına gömmüş ikisini de sırayla emiyor, uçlarını ısırıyor, dilimle durmaksızın darbeler indiriyordum. Aşağı çektiğim sutyenden tamamen kurtulmak için ellerimi kopçalara uzatmıştım ki Selin o daracık kabinde zorlanarak dizlerini kırdı ve deminden beri elinde olan aletin ucuna bir öpücük kondurdu. Gözlerini yukarı dikip benden ayırmadan iyice aşağı inip taşaklarımı teker teker ağzına alıp emmeye başladı. Dilini iki taşağımın birleştiği hatta gezdirip ucuyla darbeler indiriyor, bir yandan da gene gözlerimin içine bakarak tükürdüğü eliyle bana otuz bir çektiriyordu. Nabız gibi atan aletimle yeterince oynadığına inanınca ellerini kalçalarıma koyarak organımı dolgun dudakları ile çevreledi ve ağzından içeri dilinin üzerinde kaydırdı. Daha önce de oral yapmayı severdi ama o gün bambaşka bir haldeydik. Sanki sevişen o ve ben değil yabancı iki insandı ve biz onları izliyorduk. Dudakları ile aletimin başını kavrayıp, gövdesini alabildiği kadar ağzının içine alıp içine çekiyordu.

Usulca inlemeleri ve bakışları beni çıldırtıyordu geçen her saniye. Aniden geriye çekildi ve hızla ayağa kalkıp sırtını bana dönüverdi. Kollarını iki yandaki duvarlara uzatıp belini daracık kabinin izin verdiği kadar büktü ve harika kalçaları çıkıverdi hemen önümde. Bir saniye yitirmeden önüne uzanıp düğmelerini çözmeye başladım. İki yanından tuttuğum kotunu indirmeye çabalarken(inanın anlatıldığından zor) bir yılan gibi kıvrılıp işimi kolaylaştırıyor ama hemen önümde selamda duran arkadaşım her hareketi ile bembeyaz kalçalarının arasına değip başımı döndürüyordu. Kotunu belinden sıyırınca karşımda beyaz gömleğinin hemen altında gözümü alan şarap rengi tangası duruyordu. O an kalçasını iyice geriye yasladı ve başını arkaya çevirip vücudunu iyice gererek: —Şimdi benim için kaldırdığın o aleti eline al ve hemen ait olduğu yere sok! Hadi! Hemen! Daha başını döndüremeden elimi önüne uzatıp çoktan ıskanmış kadınlığını okşamaya başladım. Yeni açılmış güle benzeyen pespembe dudaklarını aralayıp, en tepede birleştikleri o hassa noktaya parmağımı koydum. Selin’in en çok zevk aldığı noktalardan birisi idi. Bir yandan çamaşırı kenara çekiştirip aletimle ıslak kadınlığını fırçalıyor, bir yandan da diğer elimin parmakları arasına aldığım iyice şişmiş bızırıyla oynuyordum.

Artık kıpkırmızı olmuş aletimi iyice sulanmış şeftalisinin girişine değdirince başını sallamaya başladı ve: —Aşkım benim, sonunda düzeceksin beni. Günlerdir bu anı bekliyorum. O muhteşem organını içimde gezdireceksin! Şimdi! Aniden bastır Evveet! O anda sertçe içine girivermiştim. Gözlerimin hemen önünde erkekliğim körpe bir kısrak gibi kıvranan sevgilimin kalçaları arasında kayboluvermişti. —Ohhh! Çok güzel. Sokmaya başla durma ne olur, hadi erkeğim hadi! Bembeyaz kalçaları sıcacıktı. Ellerimle bu yuvarlakları yoğururken kemik gibi olmuş aletimle aşkımın en derinlerine darbeler indiriyordum. Her vuruşumla zaten daracık olan kabinin duvarlarından kendini iterek kalçalarını bana yaslıyordu. Avuçlarımın kırmızı izler bıraktığı kalçalarını her yükselttiğinde kendi kadınlık suları ile parlayan aletimi görerek iyice azıyordum: —Durma sok! İçimdesin işte sonunda.

Evet, bastır! Geçir bana! Ohhh, ohhh! Mutlu et, düz beni! Artık omuzlarından tutmuş her seferinde en derinlerine kadar gidiyordum. Aletimi benim için yanan sıcacık mabedinin en dibine dayadıkça en sonunda elini aşağıdan uzatıp taşaklarımı sıvazlamaya başladı. Bu noktadan sonra adeta kendimi kaybetmiştim. Alnımdan damlayan ter damlaları Selin’in kalçalarına, sırtına damlıyordu. Artık ritmimizi bulmuştuk. Benim ellerim onun incecik belinde, onun bir eli benim aletimi okşarken diğeri kapıya dayanmış, çiftleşen hayvanlar gibi kendimizden geçmiştik. —Harika sevgilim, harika! Geçir, köküne kadar eveeet! Öyle işte. Hadi erkeğim mahvet beni. Taşaklarını da sok! Senin kadınınım ben sadece! Saniyeler geçiyor, bu sözleri beni darmadağın ediyordu adeta. Artık nerede olduğumuzu unutmuştuk adeta. İyice dolmuştum, her an boşalabilirdim artık: —Aşkım boşalıcam artık dayanamıyorum Selin! Diye inledim ve o anda da oluk oluk içimde ne varsa Selinin en derinlerine fışkırtmaya başladım.