MERHABA BEN TÜRKAN KOCAM İŞ İCABI IRAKTA UZUN ZAMANDIR SİKİŞMEDİM YANIYORUM ATEŞİMİ SÖNDÜRÜCEK BEYLER ARASIN!
NUMARAM: 0035 351 57 32

gözlerini benden alamıyordu

23 Mart 2020

Ondokuz yaşında güzel sayılabilecek bir kızım. Adım Mukaddes. Evimiz
Silivri’de deniz kenarında. Burada artık merkeze yakın köyler bile
giderek dolmaya başladı. Hele deprem olayından sonra temelli gelenler
iyice arttı. Çok zengin olanlar ise buralarda özellikle deniz
kenarlarında villa yaptırmaya başladılar. Giderek komşularımız ve
inşaatlarda çalışanlar çoğaldı. Onların arasında gözleri felfecir okuyan
bir sürü doğulu erkek türedi. Onların içinde ise adı Beşir olanı
gözlerini benden hiç ayırmıyordu. Beşir yirmi beşli yaşlarda, esmer ve
uzun boylu bir çocuktu. Beşir işe başlayalı üç veya dört ay kadar
olmuştu. Benim dışımda bizim oranın kızlarından bazılarının gözleri de
ondaydı. Sanki Beşir’de şeytan tüyü vardı. Ama ben onu öteki kızlara
bırakmamaya kararlıydım. İnşaatta çalışmaya başlayınca onun neler
yaptığını merak eder olmuştum. Sonunda onu çarşının orada gördüm.
Selamlaştık ve ayaküstü konuştuk. Ona yaptığı işleri ve villanın
güzelliğini merak ettiğimi söyledim. Bu arada o da bana “Bir gün
gelirsen, villayı gezer, benim de ne işler yaptığımı görürsün” dedi. Bu
gizliden gizliye bir buluşma teklifi gibi geldi bana. Bir iki dakika
sonra onun yanından ayrıldım ve alacaklarımı alarak eve döndüm. Ancak
aklım hep ondaydı. Tam ona göz koymuşken başka kızların devreye
girmesini hazmedemezdim. Doğrusu bu ya onu arzuluyordum. Hafta sonu
sabah erkenden çarşıya çıkmıştım. Çarşı diyorum ama öyle büyük bir yer
değildi bizim orası. Aslında onunla fazla görünmek de istemiyordum. Yine
ona rastladım ve merhaba faslından sonra o bana “Geçen gün villayı
gezmek isterim demiştin ya, işte bugün öğleden sonra gelirsen sana
çalıştığım villayı gezdiririm” dedi. İçimden sanki bir kuş havalandı ve
birden bire heyecana kapıldım. Ona “Olur gelirim” dedim.

Öğleden sonra kendimce üstüme başıma çekidüzen vererek onunla buluşmak
için hazırlandım.Evden çıkarak kimseye görünmeden onun çalıştığı villaya
gittim. Beni gülen yüzüyle karşılayan Beşir, içeri aldı. Bir müddet
beraberce etrafı gezdik. O girip çıktığımız yerlerin arkamızdan
kapılarını kapıyordu. Herhalde ilgililerin içeri girip çıkıldığını
anlasın istemiyordu. En son odadan çıktıktan sonra yine kapıyı kapamaya
gitti. Villanın içinden çıktıktan sonra dışarda havuz dikkatimi çekti.
İçimden, pırıl pırıl suyu olan havuza atlamak ve bir müddet yüzmek
geldi. Beşir “Buralarda kimseler yok. İstiyorsan girebilirsin” dedi.
Havuza girecektim ama altımda mayo falan yoktu. Nasıl olacaktı? Ona “Sen
biraz uzaklara git, ben bir girip çıkayım” dedim. Şeytan beni dürtmüştü
sanki. Üstümdekilerle birlikte sütyenimi de çıkartarak tek donumla
kaldım ve havuza girdim. Bir müddet çocuklar gibi havuzda kulaç attım.
İşte bu arada onun iyice havuzun yanına gelmiş olduğunu fark ettim.
Havuzda donumla yüzerken, bana yine gülen gözleriyle bakan Beşir’in
önünün kocaman olduğunu pantolonundan fark ettim. Kendi kendime “Demek
ki o daha önce buraya geldi ve beni seyretti” dedim. Gözlerimi ona
dikmiş bakarken onun birden bire soyunmaya başladığını ve havuza girmek
için hazırlık yaptığını gördüm. Az sonra ise havuza atlayarak yanıma
geldi. Eh yapacak bir şey yoktu. Çünkü ondan havuza girmek için ben izin
istemiş, ona bu zemini hazırlamıştım.

Şimdi oyun vaktiydi ve o ellerini belime dolayıverdi. Sallanan memelerim
onun beni sarmasıyla sıkıştı. Ona ‘Yavaş canım yanıyor, çünkü memelerim
sıkıştı” dedim. Kendisini biraz geriye çeken Beşir, ellerini uzatarak
suyun içinde sallanan memelerimi tuttu ve onları dakikalarca ovaladı,
sıktı ve öptü. Ben birden bire “Ohhhh!” ve “Ahhhh!” demeye başlayınca
korkuyla ağzımı kapattı ve “Sus, duyan falan olabilir” dedi. Onun
ellerinin vücudumda gezinmesi giderek beni heyecanlandırmaya başladı ve
bacak arasına elimi atarak donunun üstünden ahtapot gibi olmuş
erkekliğini tuttum. Onu elime aldığımda derin bir “Ohhhh!” çektim ve
ardından onu kökünden başına kadar ovalamaya başladım. Bu arada o da
dudaklarını dudaklarıma yapıştırdı. Ne güzeldi anlatamam. Onun alemeti
elimde, dudakları dudaklarımdaydı. Bundan güzel ne olabilirdi ki?
Öpüşmemiz sürerken bu kez o kocaman elini donumdan bile belli olan
dudakları şişmiş kutuma attı ve ovalayıp okşamaya başladı. Öyle
okşuyordu ki, elinin her temasında içim hop! hop! hopluyordu sanki.Daha
fazla dayanamadı ve elinin biriyle donumu popomdan sıyırıp çıkardı. İşte
artık önüm arkam meydandaydı. Benim donumu çıkartır çıkartmaz bu kez de
kendi donunu çıkardı. Bu şekilde sevişmemizi sürdürürken o birden bire
ahtapotunu yuvama dayayıverdi. Ancak o an aklım başıma geldi ve ona
“Yapma, mahvolurum!” dedim.

Ancak onun benim dediklerimi duyduğunu sanmıyordum. Herif haklıydı. Hiç
tanımadığım birinin havuzunda bir erkekle çırılçıplaktım. Ben de erkek
olsam bulduğumu çatır çutur düzerdim. Ben öyle deyince “Hadi o zaman
çıkalım” dedi. Ardından kös kös havuzun merdivenlerine doğru gelince
“Seni böyle yakalamışım, sana sokmadan bırakmam” dedi ve ardından beni
merdivenlerin basamaklarına oturttu. Hemen alametini bacak arama
salladı. İki eliyle bacaklarımı ikiye ayırdı ve bana sokmak için tüm
hazırlıkları yaptı. İşte şimdi o ince noktadaydım. Ya “Evet” ya “Hayır”
deyip inat edecektim. Benim zayıf noktamı anlamış olmalı ki, ahtapotunu
hafifçe kıllı yuvama sürtmeye başladı. Bu arada üstüme abanıp dilini de
memelerime getirmişti. Ahtapotu, kıllı önüme değdikçe beni ateşler
basıyordu. Ben hala bana sokmasın diye kendimce direniyordum. O bunu
anladı ve bana “Hadi sudan çıkalım” dedi. Sudan çıktık. Donumu aramaya
başladım ama donumun havuzda kaldığı aklıma geldi. Havuzun kenarındaki
şezlonga beni yatıran Beşir, dondurma yalar gibi vücudumun her yanını
yaladı ve ardından da “Eninde sonunda birinin malını mutlaka yiyeceksin.
İyisi mi, gel ben sana sokayım da malımın tadını bir al” dedi. Bu
laflar beni çıldırttı ve dayanma gücümü bitirdi. Kendiliğimden
bacaklarımı açtım ve ona “Hadi öyleyse şu alametinin tadını alayım”
dedim.

Gözlerine şeytani bir gülümseme yayılan Beşir, “Hah şöyle!” dedi ve
elimi tutarak orasına götürdü. Aletinin damarlarının pıt! pıt! atttığını
elimin içindeyken hissettim. Başıma doğru kendisini ittirdi ve malını
elimden alarak ağzıma dayadı. Malının kahverengi olmuş başını bir müddet
yaladım ve sonra da onu tutup önümün üstüne bastırmaya başladım. Çünkü
artık yolun sonu görünmüştü ve organım onu içine almak için hazırdı.
Yüksek sesle ona “Hadi beni bitir. Köküme kadar ahtapotunu sok!” diye
inledim. Bunları duyan Beşir birden bire canavar kesildi ve başını bana
geçirir geçirmez ardından da ta içimin derinliklerini kadar onu gömdü.
İşte o anda dünyanın en zevkli şeyinin bu olduğunu anladım ve kendimi
tutamayarak “Daha hızlı, daha hızlı. Köküme kadar sokkkk!” diye inledim.
Bu arada içimden ılık bir sıvının bacaklarıma kadar geldiğini fark
ettim. Bu kızlığımı kaybettiğimin işareti olan kandı. Olsundu, çünkü
zafer biraz hasar isterdi. Beşir’in dediği gibi eninde sonunda biri beni
kadın yapmayacak mıydı? “Ohhhh”lar ve “Ahhhh!”lar arasında bir beş
dakika kadar işimiz sürdü ve birlikte orgazma ulaştık. Ulaştık ama
ikimiz de yorgunluktan bitmiş gibiydik. Güçbela kalkarak tekrar havuza
girdik ve biraz yüzdükten sonra havuzdaki donumu aldım ve çıktım. Yarım
saat sonra ise artık bir kadın olarak evdeydim. Bu işi hiç ama hiç
unutmadım. Çünkü kendim istemiş, kendim bulmuştum.